
Kurumsal Karbon Ayak İzinde Mahsuplaştırma Neden Kabul Edilmez?
Kurumsal karbon ayak izi çalışmalarında sık karşılaşılan sorulardan birisi “Güneş paneli yatırımı yaptık. Ürettiğimiz elektriği tükettiğimiz elektrikten düşemez miyiz?”. İlk bakışta soru makul, bir tarafta tüketilen elektrik, diğer tarafta ise üretilen temiz enerji var. Ama karbon muhasebesinde bu iki değerin doğrudan birbirinden düşülmesi, yani mahsuplaştırmanın yeri yok. Bu yazıda, mahsuplaştırma yaklaşımının neden karbon muhasebesinin temel prensipleriyle örtüşmediğini şebeke elektriği ve yenilenebilir enerji üretimi üzerinden ele alıyoruz.
Karbon Envanteri Gerçek Emisyonu Gösterir
Karbon envanterinin temel amacı, kuruluşun faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan sera gazı emisyonlarını hesaplamak ve raporlamaktır. Örneğin, bir kuruluşun yıllık emisyonu 10.000 ton CO₂e ve kuruluş 4.000 ton karşılığında karbon kredisi satın aldıysa, raporlamada emisyon miktarı 6.000 ton olarak gösterilemez.
Bunun nedeni, satın alınan karbon kredisinin kuruluşun tesislerinden, araçlarından veya diğer tüm faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonları ortadan kaldırmamasıdır. Kuruluşun faaliyetleri sonucunda 10.000 ton CO₂e emisyon gerçekleşmiştir ve envanterin görevi bunu olduğu gibi raporlamaktır.
Standartlar Mahsuplaştırmayı Neden Kabul Etmiyor?
Buradaki temel mesele şeffaflık. Mahsup edilmiş bir emisyon değeri, raporu değerlendiren kişinin şu soruya net bir yanıt vermesini zorlaştırabilir: Emisyonlar gerçekten azaltıldı mı, yoksa emisyon miktarı dengeleme faaliyetiyle mi düşürüldü? Bu ayrımın net olarak ortaya konulamadığı durumlarda, raporlanan emisyon azaltımlarının yanlış yorumlanması ve greenwashing algısının oluşması riski ortaya çıkabilir.
Bu nedenle ISO 14064-1 ve GHG Protokolü kapsamında dengeleme faaliyetleri, kuruluşun emisyon envanterinden ayrı değerlendirilir. Dengeleme faaliyetleri raporlanabilir, hatta raporlanmalıdır; ancak envanter toplamının içinde değil, ayrı bir beyan olarak.
Bu nedenle doğru ifade: “Net emisyonumuz 6.000 ton CO₂e” yerine, “Brüt emisyonumuz 10.000 ton CO₂e’dir. Ayrıca 4.000 ton CO₂e karşılığında gönüllü karbon kredisi edinilmiştir.” şeklinde olmalıdır.
Şebeke Elektriği ve Kapsam 2: Sertifika Mahsup Değildir
Şebekeden aldığınız elektrik, Kapsam 2 emisyonlarınızı oluşturur. Elektriği siz tüketirsiniz ama emisyon, onu üreten santralde gerçekleşir. Hesaplamada iki yöntem vardır, onlar da lokasyon ve piyasa bazlı yöntemlerdir. Lokasyon bazlı yöntemde ulusal şebekenin ortalama emisyon faktörü kullanılır. Türkiye’de bu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın yayımladığı faktördür. Piyasa bazlı yöntemde ise YEK-G veya I-REC sertifikalarıyla belgelenmiş yenilenebilir elektrik alımları sıfır emisyon faktörüyle hesaplanabilir.
Burada önemli bir ayrım var: Sertifika bir mahsuplaştırma aracı değil. Sertifikalar, bir yerdeki emisyonu silmez, yalnızca tükettiğiniz elektriğin kaynağını belgeler. Sertifikalı elektrik kullanmak envanter kurallarına uygundur, karbon kredisiyle emisyon düşürmek ise kuralların dışına çıkar.
Kendi Ürettiğiniz Elektrik: Ne Zaman Düşer, Ne Zaman Düşmez?
Çatı GES’inizden ürettiğiniz elektriği doğrudan tüketmeniz, şebekeden çektiğiniz elektrik miktarını azaltır. Buna bağlı olarak Kapsam 2 emisyonlarınız da azalır.
Bu durum bir karbon mahsuplaştırması değildir. Burada gerçekleşen şey, elektrik tüketiminizin bir bölümünün şebeke elektriği yerine kendi ürettiğiniz yenilenebilir elektrikten karşılanmasıdır.
Ancak üretilen elektriğin şebekeye satılması durumunda değerlendirme farklılaşır.
Örneğin bir kuruluşun yılda 1.000 MWh şebeke elektriği tükettiğini, GES tesisinde ise 400 MWh elektrik ürettiğini ve bu üretimin tamamını şebekeye sattığını düşünelim. Bu durumda kuruluşun elektrik tüketimi hâlâ 1.000 MWh'dir ve Kapsam 2 hesaplaması bu tüketim üzerinden yapılır.
Üretilen elektriğin şebekeye satılmasından elde edilen gelir ile aynı üretimin karbon faydasının kuruluşun kendi emisyonlarından düşülmesi, aynı çevresel faydanın birden fazla kez hesaplanması riskini doğurur. Çifte sayım olarak ifade edilen bu durum, karbon muhasebesinde kesin olarak yasaktır.
Doğru Yaklaşım Nedir?
Kurumsal karbon ayak izi çalışmalarında üç temel yaklaşımı özetlemek gerekirse:
Birincisi, emisyonlarınızı brüt olarak ölçün ve raporlayın. İkincisi, yenilenebilir enerji üretiminizi ve sertifikalı elektrik alımlarınızı doğru muhasebe yöntemiyle envanterinize yansıtın. Üçüncüsü, karbon kredisi gibi dengeleme çalışmalarınızı envanterden ayrı bir başlıkta açıklayın.
Bu yaklaşım, emisyonların şeffaf biçimde ortaya konmasına, yenilenebilir enerji kullanımının doğru şekilde muhasebeleştirilmesine ve dengeleme faaliyetlerinin emisyon azaltımıyla karıştırılmadan raporlanmasına yardımcı olur, raporlar hem uluslararası standartlara uyumlu, hem de denetime hazır hale gelir.
Kurumsal karbon ayak izi hesaplamalarınız, ISO 14064-1 doğrulama süreçleriniz ve Kapsam 2 stratejileriniz hakkında destek almak için 3pmetrics ekibiyle iletişime geçebilirsiniz.
Serdar Yaşar
3pmetrics Sürdürülebilirlik Danışmanı
Etiketler
- Kurumsal Karbon Ayak İzi
- GHG Protokolü
- ISO 14064-1
- Kapsam 2
- YEK-G
- I-REC